Back

“Üç kuşak burada mutlu… Çocuk, anne baba, dede ve nine aynı dünyada… Dünya üzerinde bunu yapabilen tek yer: Oyuncak Müzeleri”

Yirmi yıl evvel bir Almanya seyahati sırasında Nürnberg’i gezerken denk geldiği oyuncak müzesinden çok etkilendiğini, gezerken kendi çocukluğuna, geçmişine düşsel bir yolculuklar yaptığını belirten şair ve yazar Sunay Akın, İstanbul Oyuncak Müzesi kurma fikrinin oluşma sürecini şöyle anlatıyor: “Oyuncak müzelerinde düşlerin ve hayallerin tarihi var. İnsan önce hayal eder sonra gerçekleştirir. Her şey hayallerle başlar. Ben bunu gördüm ve çok etkilendim. Sonra oyuncağın tarihini araştırdım. Oyuncakla ilgili kitaplar okudum. Kütüphanelerde araştırmalar yaptım ve ülkeme bir oyuncak müzesi kazandırmak istedim. Bir sanatçı, yazar olarak; gösterilerimden, sahne oyunlarımdan, kitaplarımdan, yaptığım televizyon programlarımdan kazandığım her şeyle de gördüğünüz bu oyuncakları satın aldım.” Peki, bunları duyduktan sonra kim çocukluğunun peşinden oyuncakların hikâyesini dinlemek için İstanbul Oyuncak Müzesi’ne kadar gitmez ki? Biz gittik! Ve karşımızdaki dünyanın en çok oyuncağına sahip büyüğüyle hikayelerin yer aldığı bir masaya oturduk. Buyurunuz hikayenin devamı:


Oyuncak müzelerine gelenler sadece çocuklar değil!

Oyuncak müzesine gelenler genellikle çocukluklarının, o döneme ait oyuncaklarının peşine düşerek gelen insanlar mı?

Oyuncak müzesine gelenlerin büyük çoğunluğunun aradığı şey; çocukluklarına dair hatıralar. Bu anılar burada var. 1960, 1970, 1980’li yıllara ait oyuncakları burada bulabilirsiniz. Müzeye gelenlerin hafızasından belli görüntüler gün yüzüne çıkıyor. Çocukluklarını hatırlıyorlar ve yaşıyorlar. Bu sadece kendi çocuklukları değil. Üç kuşak burada mutlu oluyor. Çocuk, anne baba, dede ve nine aynı dünyada buluşuyorlar. Dünya üzerinde bunu yapabilen tek yer oyuncak müzeleridir.

Oyuncaklar o dönemin gerçeklerini mi, yoksa hayallerini mi yansıtır?

Her şeyi yansıtır. Hemen yanımızdaki odada Hitler iktidara geliyor ve hemen savaş oyuncakları yaparak çocukların oyunlarını işgal ediyor. Tarihçiler İkinci Dünya Savaşı’nın 1 Eylül 1939 günü Alman ordularını Polonya’yı işgaliyle başladığını yazarlar ama bu yanlıştır. İkinci Dünya savaşı fiilen 1933’te müzemizde de sergilenen oyuncaklar ile çocukların hayallerini ve oyunlarını işgaliyle başlar. 1933 yılında savaş yoktu ama oyuncaklar geleceğin habercisiydi. Çocuğun önüne ne koyarsan o gerçek olur. 1933’te o çocukların önlerine konulanlar 1940’lı yılları gösteriyordu. Bunun yanında siz antika arabaların, uçakların yapıldığı 1910’lı yıllardaki oyuncaklara baktığınızda o dönemin uçaklarını ve arabalarını görebiliyorsunuz. Bunu trenlere, bebek evlerine baktığınızda da görebilirsiniz. Bunlar o dönemin gerçekleridir. Yüzyıl önce Almanya’da bir şapkacı dükkânı nasılsa burada, bizde oyuncağı var. Oyuncak hem o dönemin hayalidir, hem de o dönemi anlatır.

Bizde oyuncağın değeri bilinmez!

Bu açıdan baktığımızda Türk oyuncaklarında bunu göremiyoruz. Daha çok basit ve plastik oyuncaklar. Bunun nedeni sizce nedir?

Çünkü bizde oyuncağın değeri bilinmez. Oyuncak çocuğa oyalansın diye verilir. Oyuncak çocuğa ayak altında dolaşmasın diye verilir. Biz hala bugün bile bir çocuğun ruhsal gelişiminde, bir ülkenin geleceğini var etmedeki önemini anlayamadık. Bizde bugün bile hala kız çocuklara bebek alınıyor, erkek çocuklara tabanca alınıyor. Ve düşünüyoruz kadın cinayetlerini nasıl yok edeceğiz diye. Yok edemeyiz ki! Şu da önemli bir nokta; biz bir müzeyiz ve eser niteliğindeki objeleri sergilemekteyiz. Buradan yola çıkarak ne yazık ki Türk malı oyuncakların müze değeri yok. Bununda nedeni hepsinin bir taklit oluşu. Alman ve Japon oyuncaklarına taklit etmişiz. Bizim oyuncak sanayimiz bunun üzerine kurulu. 1980’lerden sonra yerli oyuncak fabrikalarımızda kapatıldı zaten. Çok az oyuncak fabrikamız vardı şu anda yok denecek kadar az bunların sayısı. Bunlarda plastik bisiklet, kova, kürek yapıyorlar.

Sizin için özel olan bir oyuncak var mı burada?

Hepsi. Koleksiyonculardan giderek satın aldığım oyuncaklar bunlar. 20 yıldır topluyorum. Benim kendime ait oyuncaklarım hiç yok. Annem zamanında hepsini dağıttı. Onların hepsinin benim hatıramda çok derin yerleri var. Hepsi basit ve yanlış oyuncaklardı.

Çocuk yönlendirilmez, bırakın o aksın!

Bireysel anlamda toplumsal olarak mesaj vermek istersek. Anne babalar çocuklarını nasıl yönlendirsinler?

Anne babalar her şeyden önce anne baba olmalılar. Sorun çocukta değil. Çocuktan önce kendi hatalarını düzeltsinler, kendi aralarındaki ilişkiyi düzeltsinler. Çocukların hiçbir kabahati yok. Çocuk dediğimiz insan özüdür. Su kaynaktan çıktığında nasıldır, pırıl pırıldır. Çocukta odur. Onu yönlendirmek doğru değil, bırakın o aksın. Sen onun geleceğini oluşturabileceği iyi koşulları sağlamalısın. Bakın bu ülkede araba sürmek için ehliyet almak gerekiyor yani senin bilgini ölçüyorlar. Ama anne baba olmak için hiçbir bilgilendirme yapmıyorlar. Araba sürmeye verdiğiniz değeri anne ve baba olmaya vermiyoruz. Bu ülkede bir an önce çocuk bakanlığı kurulmalı. Durum içler acısı. Şu anda bir çocuğun gelişimine pırlantamı etkilidir, asitli içecek mi, oyuncak mı? Şüphesiz ki oyuncak. Şu anda devletimizin pırlantadan aldığı stopaj yüzde 0, asitli içeceklerden aldığı stopaj yüzde 8, oyuncaktan aldığı stopaj ise yüzde 18. Bu adam neden bir an önce çocuk bakanlığı kurulsun diyor. Bunu sağlık bakanlığı, eğitim bakanlığı, kültür bakanlığı görmüyor mu? Bilmiyorlar, bilinçli değiller. Ben kendimi bildim bileli bu ülkeye ağaç dikilir ama yeşilimiz kalmadı. Bu sosyal sorumluluk projesi meselesi değil. Sorunlar çok daha derin. Bizim burada yaptığımız sadece pansuman. Çok daha büyük müdahalelerde bulunulmalı. Bu bir acil vaka. Bir an önce çocuk bakanlığı kurulmalı.


Oyuncak Müzesi hakkkında genel bilgi

İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında şair/yazar Sunay Akın tarafından kurulmuştur. 1700’lü yıllardan günümüze oyuncak tarihinin en gözde örneklerinin sergilendiği müze Göztepe semtindeki tarihi bir köşkte yer almaktadır.


Sunay Akın’ın 1990 yılından başlayarak pekçok ülkedeki koleksiyonerlerden, antikacılardan ve açık arttırmalardan kitaplarının ve de gösterilerinin telifleriyle satın aldığı oyuncak tarihinin en değerli eserleriyle kurulan İstanbul Oyuncak Müzesi, uygarlık tarihini daha eğlenceli, daha akılda kalıcı bir öğrenme yöntemi ile ziyaretçilere sunmaktadır. Örneğin, uzay oyuncaklarının sergilendiği bölümde Ay’a ulaşma çabası, tren oyuncakları bölümünde ise sanayi devrimi oyuncakların diliyle anlatılmaktadır. Müzenin dekoru da bu düşünceyle sahne tasarım sanatçısı Ayhan Doğan tarafından tasarlanmıştır. Müze bir şair tarafından açılmış olması ve bir sahne tasarım sanatçısı tarafından tasarlanmış olması özelliği ile de dünyada bir ilki teşkil etmektedir.

İstanbul Oyuncak Müzesi’nin en önemli özelliklerinden birisi de aileyi bütün üyeleri ile kucaklamasıdır. Müze bu özelliğiyle üç kuşağın bir arada zaman geçirebileceği ve ortak mutluluğu paylaşabileceği bir mekândır. Nine/dede, anne/baba çocuklarla birlikte bir zaman makinesinde çocukluklarına doğru yola çıkarken, birbirlerine kendi dönemlerini anlatmanın keyfini çıkartırlar. Oyuncak müzesinin koridorları ‘’Bundan bende vardı!’’ cümlesi ile başlayan ve çocukluk hatıralarının anlatıldığı sesler ile yankılanmaktadır.

İstanbul Oyuncak Müzesi ile birlikte Avrupa ülkelerinde büyük öneme sahip olan oyuncak müzeleri konusunda ülkemizdeki boşluk tamamlanmış ve İstanbul Oyuncak Müzesi dünyadaki örnekleri arasında önemli bir yere sahip olmuştur. 2012 yılının Kasım ayında İstanbul Oyuncak Müzesi tarafından gerçekleştirilen ve dünyada bir ilk olan TOYCO-2012 İstanbul (Avrupa Oyuncak ve Çocuk Müzeleri Birliği) buluşması ilk kez Türkiye’de gerçekleştirilmiştir. Bu sayede İstanbul Oyuncak Müzesi dünyada çocuk ve oyuncak müzeleri birliği kurulması konusunda öncü olmuş, İstanbul’a ‘oyuncak müzelerinin başkenti’ unvanını kazandırmıştır.

İstanbul Oyuncak Müzesi ülkemizdeki diğer oyuncak müzelerinin de açılması için örnek teşkil etmiştir. 2011 yılında, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Antalya Oyuncak Müzesi ve 2013 yılında da Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, İstanbul Oyuncak Müzesi kurucusu Sunay Akın’ın danışmanlığı ve küratörlüğünde kapılarını ziyarete açmıştır. Sunay Akın ayrıca Barış Manço Müzesi ve Antalya Soba Müzesi’nin kuruluşlarında da danışmanlık yapmış, katkılarda bulunmuştur.


Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir