Back

Avustralya’ya Neden Geldiğimizi Size Anlatmış mıydık?

Pes ettik!

Ve yeniden başlamaya karar verdik.

Zamanında iyi kötü bir üniversite bitirdik. Kariyer hedefimizin peşinde giderken; onlarca kitap eskittik, yüzlerce seminere gittik, sayısını bilmediğimiz kadar sertifika aldık. Tüm bunları daha iyi şartlarda bir yaşam sürmek için yaparken, bu şartları sağlayacağını düşündüğümüz şirketlerin iş görüşmelerinden İngilizce nedeniyle elendik.

Yurtdışında dil eğitimini aratıp müdürümüz görmeden kapattık!

Haa bir de bazen bir çoğunuz gibi; “Yurtdışında dil eğitimi almak” “İngiltere’de yaşamak” “Kanada dil eğitim sistemi” “Avustralya dil okulları” “Work and travel” vb. bazı kelimeleri Google’da aratıp müdürümüz görmeden kapattık. Biz çırpınırken bazı arkadaşlarımız yurtdışında dil eğitimi alıp geldiler. Bazıları hiç gelmedi. Gelenler ile çok şey konuştuk. Kaç para harcadılar? Nasıl yaptılar? Öğrenebildiler mi? Okul nasıldı? Milyonlarca soru sorduk. Bir anda gaza gelip yurtdışına çıkmaya karar verirken ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi sabah tekrar işe gittik. Çünkü bir şey yapmayınca hiçbir şey olmuyordu. Biz de yeniden başlamaya karar verdik.

Taaa En baştan!

Uzun uzun toplantılar, bütçe tabloları, kriz planları sonunda… değil tabi ki! Bütün olasılıkları önümüze döktük; ülkeler ve yaşam şartları, iş imkânları, vize türleri, okullar, istenilen evraklar, gereken paralar ne var ne yok öğrenmeye çalıştık.


Ve karar verdik. Kanada – Vancouver!

Evet evet bizce de hafif soğuk! Tamam tamam hafif değil bayaaaaa soğuk! Yaşam şartları, göçmenlerden oluşan bir ülke olması, Fransızca ile birlikte iki dil avantajı, ren geyikleri derken kararlıydık. Google Maps’de üç boyutlu görünüme geçip okulun sokaklarını, caddelerdeki kafelerini, okullarının dıştan görünüşünü, ev mimarisine varana kadar her şeyi inceledik. Okula en yakın marketi öğrenmiştik öyle düşünün… Psikopattık! 😀 Takiii bir İzmir’linin Kanada günlüğünü okuyana kadar…

Okumayanları buraya alalım: Kanada’ya Yerleşen Bir İzmirli’nin Günlüğü

Neden Avustralya’yı düşünmüyorsunuz?

Soğuk olduğu düşüncesini bir türlü kafamızdan atamayınca ileride yaşayabileceklerimiz konusunda gerçeklerin farkına vardık. Soğuk bir yer ne olursa olsun bize göre değildi. (Sucuk Ekmek için çıkılan Uludağ hariç) Bir yandan da bizim EğitimAl Bursa’daki (yurtdışı eğitim acentesi) arkadaşımız Gülçin her görüşmemizde “Neden Avustralya’yı düşünmüyorsunuz? Vize işlemlerini çok kolaylaştırdılar, tüm evrakları online yüklüyoruz ayrıca Kanada gibi  göçmen alan bir öğrenci ülkesi” diye başımızın etini yiyordu. 😀 Ama biz çok böcek olduğu düşüncesi ile sürekli olarak reddettik. Düşünsenize hamamböceklerinin uçabildiği, kurbağaların göç döneminde yolları kapattığı, plajlarında köpek balıklarının eksik olmadığı, kanguruların yol kesip arabaların altına atladığı bir ülkeden bahsediyoruz. Siz olsanız gider misiniz? Biz de istemedik. Her fırsatta bulduğumuz diğer acentelerle de görüşmeye ve yeni ülkeler araştırmaya devam ettik.

Rota Avustralya!

Kanada soğuk, Avustralya da böcekli olunca yönümüzü bir gün Malta’ya, bir gün İngiltereye, bir gün İrlanda’ya çevirdik derken, resmi dili İngilizce olan neredeyse tüm ülkeleri araştırmıştık. Günün sonunda oturup elimizdekilere baktığımızda; Malta’da Türk çoğunluğu, İngiltere ve İrlanda’nın vize zorluğu ile birlikte TL karşısındaki değeri yüzünden karar veremeyip her seferinde eve döndük.

Bir gün yine bu kararsızlıklar denklemi içinde Gülçin’in yanına gittik. Hikaye tam da burda başladı… Gülçin elinde silahla “Neden Avustralya’ya gitmiyorsunuz sizi lanet olası beyazlar?” diye sordu. Durum böyle olunca biz de paşa paşa kabul ettik. İşin esprisi bir yana hayatımızda aldığımız en hızlı karardı. Kararsızlıkların içinde boğulmaktansa bir adım attık. Şimdi yazacaklarımız 7 aydır Avustralya’da yaşadığımız deneyimlerimize dayanarak, bir nevi neden Avustralya’ya gelmelisiniz sorusunun cevabı olacak. Vize alma süreci, istenen evraklar, ilk etapta neler yaşadığımız, uçak biletini ucuza nasıl aldık, valizlerimize neler koyduk, vedalaşmalarımız ve daha bir çok konuda Avustralya ile ilgili bildiklerimizi de sonraki yazılarımıza bırakıyoruz.

Neden Avustralya’ya gelmelisiniz

  • Her şeyden önce ana dili İngilizce ama baştan söyleyelim o İngilizce tam olarak bu İngilizce değil! 😀 Aradaki fark şu kadarcık:

  • Hava durumu genellikle yıl boyunca ılıman bir iklimde geçiyor. Biz 7 ay içerisinde yazını da kışını da gördük. Kışın hava kısa bir süre Ankara soğuğu gibi olup hemen bitiyor. Kar, çamur görme ihtimaliniz yok. Yaz mevsiminde ise çok sıcak olduğunda ertesi gün yağmur yağıp ortalık iki gün serin olabiliyor. Yaz kış her yer yemyeşil.
  • Avustralya dünyanın en güvenli ülkelerinden biri ve suç oranları oldukça düşük. Dışarıda yaşayan bir çok evsiz var. Aslında bir nevi kurallar ülkesi olmasından ve herkes kurallara uyduğundan olsa gerek biz kötü bir olayla henüz karşılaşmadık. Çünkü cezalar gerçekten çok ağır! 😀

Haftada 20 saat çalışma izni

  • Öğrenci vizesi ile geldiğinizde hükümet size haftada 20 saat çalışma izni veriyor. Bu bizim için en önemli olan maddelerden biriydi fakat geldiğimizde gördük ki gözümüzde çok büyütmüşüz. Dünyanın her yerinde kaçak çalışma diye bir şey varmış. 😀 Burada da gayri resmi çalışıp elden para veren bir çok işyeri var. Fakat bu çalışma izninin önemi daha yüksek ücret veren yerlerde ve kendi mesleğinizle ilgili bir iş ya da staj yapmak istediğinizde ortaya çıkıyor.
  • Avustralya yaşam standartları yüksek bir ülke… Bu da şu anlama geliyor; part time çalışıp kazandığınız para ile yaşam giderlerinizi karşılayabiliyorsunuz.

  • İnanması güç ama 10.000’den fazla plajı var. Tek sorun zaman zaman plajları köpek balıkları ile paylaşıyor olmanız. Ancak merak etmeyin böyle bir durumda cankurtaranlardan uyarı hemen geliyor! 😀 İşin ilginç yanı ise birtane bile özelleştirilmiş plaja rastlamadık. Kimse sizden gelip güneşlendiğiniz için para istemiyor. Hangisine giderseniz gidin tuvalet ve duşlar ücretsiz. Ayrıca bir çok plajın denizle kesiştiği alana yapılmış özel havuzlar var. Onlar da ücretsiz. İnanılır gibi değil! 😀

Multikültürel bir ülke

  • Her ülkenin yemek kültürünü görebilirsiniz. Sushi ve İtalyan Pizzası dükkanı yanyana… Az ilerde de tabii ki kebabçı var. 😀
  • Ve nereye giderseniz gidin çeşme suyundan içmek sizin en doğal hakkınız. Oturduğunuz restaurantta su için sizden para istemedikleri gibi siz de sokakta yürürken herhangi bir restauranttan, hatta herhangi bir evden kapısını çalıp su isteyebilirsiniz.
  • UNESCO Dünya kültür Mirası Listesinde yer alan Sydney Opera House ve Blue Mountains’in benzerini başka bir yerde görme ihtimaliniz yok. Ama tabi sırf görelim diye de kalkıp taaa Türkiye’den gelinmez. 😀

  • Doğa seven insanların hiç sıkılmayacağı güzellikte çeşitli ormanlar ve doğal parklar var. İşte tam da buralarda kanguruları ve koalaları doğal yaşam alanlarında görebilirsiniz.
  • Sörf öğrenmek için 3 günün yeterli olduğu eğitimler ve sörf için çok uygun plajlar var. Brezilya’dan sırf bunun için gelen o kadar çok insan var ki!
  • Mangal kültürünün Türkiye’den başka bir ülkede bu kadar yaygın olduğunu söyleseler inanmazdık. Hergün başka bir yerde Barbekü partisi var. Hem de sahillerin hemen yanındaki yeşil alanlarda belediyelerin ücretsiz kullanıma sunduğu elektrikle çalışan barbekü ocaklarını kullanabilirsiniz.



6 comments

  • Şahane bir ilham yazısı olmuş, ellerinize sağlık. Kanada ile Avustralya arasında gidip geliyoruz bizde, tam da ihtiyacımız olan kararlılık aşısını sizden aldık valla 🙂

    1. Laf olsun diye söylemiyoruz ama bunu duymak çok güzel… Şu an ne durumda olduğunuzu çok iyi anlıyoruz diyebilirim ama inanın bir bu kadar neden de aslında Kanada’ya gitmek için yazılabilir. Mutlu olacağınızı düşündüğünüz ya da içinizden geçen yere gidiverin gitsin 😀 Çok zor değil 🙂 Sydney’e gelirseniz de eğer haber verin 😀

  • merhaba,yazılarınızı takip ediyorum ama birşey göremedim sanki 🙂
    nasıl gittiniz ? ne için gittiniz ? ne kadar maliyet gerekiyor ? nasıl para kazanıyor sunuz ?
    dil okulu mu,üniversite için mi gittiniz ? Hangi vizeyi aldınız ? ne kadar gideriniz oluyor bir haftada ve bir ayda ? (kira+fatura+yeme+içme) 🙂
    Emin olun bu yazılarınız çok güzel evet ama insanların %98’i benim yazdığım konuları daha çok merak ediyor ve cesaretlendiriyor, teşekkürler şimdiden.

    1. Merhaba Yalçın, 🙂 Öncelikle konu başlıkları için biz de senin gibi düşünüyoruz. Kesinlikle haklısın. Her başlıkla ilgili ayrı bir yazı yazmayı planlıyoruz. Çünkü her birinde o kadar fazla detay var ki aslında işin içine girmeden öğrenemeyeceğin kadar fazlalar… İlk yazı sadece neden Avustralya’yı seçtiğimizin açıklamasıydı. Orada sadece bi “neden” görebilirsin. Bundan sonra ki Avustralya ile ilgili bir çok yazımız seninde belirttiğin konulara yönelik detaylı açıklamalar içeren yazılar olacak. Takipte olmana sevindik. 🙂

  • Bende hangi islerde calistiniz bilgisini almayı beklerken yazi bitti:D Resmen kendimi gordum yaziyi okurken bende ayni süreçlerden geçtim ayni ülkelere karar verip ayni sebeplerden eledim. 1.5 aydır burdayım sertifika programıyla geldim. Turk bir dondurmacı 16 dolara calismami istedi bende dedim ablacım sağolasın teklifin icin ama yok millet iki katini kazaniyor neredeyse ve cebimden yemeye devam ettim. Bu sirada ocakta baslicak stok sayim isimi bekliyorum 24 dolar veriyorlar makineyle barkod okuyorsun. Ama tabi bu yeterli degil bu hafta sonu arkadasım sayesinde hafta sonları bir kafede çalısmaya başladım, 14 saat 295 dolar. Ama tabiki bu da yeterli degil hala hafta ici boş boş oturuyorum. Ucuncu bir is şart aslinda is bulmak acayip kolay heryerden fiskiriyor ne ingilizceler gordum cater cater para kazanıyorlar. Benim hedefim haftada 1000 dolar kazanmak umarım bir an once bu hedefimi yerine getirmeye başlarım. Yazını çok tatlıydı, umarım simdi halinizden memnunsunuzdur, yazının devamı gelmeli bence merak ettim. Bu da kucuk bir blog yazısı gibi oldu nedense 😀

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir